Bir Öğretmenin, Öğrencisine Mektubu

Lise Öğretmenimin bana yazdığı ve diğer arkadaşlarımla da paylaşmamı istediği mektubu, Sevgili Hocam Hayranı Ay'ın affına sığınarak burada, sizlerle paylaşmak istedim. Bana hitaben yazıldığı için değil (kimse yanlış anlamasın lütfen), bir öğretmenin dilinden dökülen, okurken gözlerimin nemlenmesine neden olan bu mektubu paylaşmadan edemedim sizlerle... Ne mutlu ki böyle öğretmenlere sahipmişim, ben şimdi bu değerli hocamın sayesinde resim öğretmeniyim ve onun bana gösterdiği yoldan gitmeye çalışıyorum.....

Herkese selamlar… saygılar…

Sevgili

Bana son gönderdiğin yazıda, küçük bir çerçeve ile ifade etmeye çalıştığın hayat hikayene, kendi yorumlarımı da katarak, seni ve içinde bulunduğun sıkıntıları, mutlulukları ve ideallerini anlamaya çalıştım... Anladım ki Sen, hala yirmibeş yıl öncesinden tanıdığım altın kalpli, özü güzel sözü güzel, yaratılışı güzel (........')sın...Sen hala yirmbeş yıl öncesinde benim kısmen keşfettiğim, fakat büyük bir kısmı hala keşfedilmemiş, bu yüzden sıkıntı çeken, bu yüzden bulunduğu dar ortamlara uymakta zorlanan saklı bir hazinesin...Sen bu halinle, büyük denizcilerin rüyasına giren keşfedilmemiş bir kıta gibisin... Büyük bir kaşifin seni keşfedeceği günü sabırsızlıkla beklemelisin...Veya, o günü beklemeyip kendi kendini keşfetmelisin !... Allah, hiç bir güzelliği sonsuza kadar saklamak için yaratmamıştır... Sakın yanlış anlama !... Bu sözleri sırf övgü olsun diye sadece senin için söylemiyorum... Senin gibi daha yüzlerce, binlerce ve sayısını ancak Rabbimin bildiği, herbiri yaratıldığı günden beri, açacağı günü bekleyen hilkat çiçekleri için söylüyorum...

Sevgili (.......), Bazı çiçekler vardır ki, yedi senede bir açar... açtıkları zaman diğer çiçekleri gölgede bırakacak kadar güzeldirler... Diğer çiçeklerin, bunları görecek kadar ne gözleri vardır ne de ömürleri... Hak etmeyenler onların kokusunu bile hissedemezler... Ne var ki, bu çiçekler, saksılarda ve bakımlı bahçelerde değil, bataklıkların karanlık ve çileli ortamında, ıssız ve susuz çöllerde açar...( Nilüfer ve kaktüs çiçekleri gibi...) Açtıkları zaman, bulundukları ortamı cennet bahçelerinden bir bahçeye çevirirler... Onların açtıkları yerde bataklıklar kurur, Çöller vaha olur... Bazı insanlar da vardır ki, yüz yılda bir gelirler ve kendi zamanlarının yüz yıl sonrasının idraki içinde yaşarlar, öldükten sonra dahi, geçmişten geleceğe ışık saçarlar...Sonsuza kadar, karanlık beyinler bu ilahi ışıklarla aydınlanır... Zamanın insanları onların bu halini anlayamazlar, onlara deli derler... Mansur'a da deli dediler, Gaile’ye de deli dediler, varsın desinler... Delileri Allah bile sorumlu tutmazken, onlar, deli dedikleri bu insanları utanmadan ve Allah' tan korkmadan birde cezalandırdılar... İlahi adaletin tecellisine bak ki, akıllılar ( ! ) hepsi unutuldu... Deliler ( ! ) hala yaşıyor... Ne yapalım !.. Sonsuzluğa giden bu yolda, her kuş Kaf Dağı' nı aşamazmış... Aşıpta, Anka Kuşu' na ulaşamazmış... Ulaşanlarda Mutluluktan hemen ölür, ortada ANKA' dan başka kuş kalmazmış... El baki, Hüvel Baki...Ey yüce Allah' ım !.. Bu, Anka Kuşu Masalı ( ! ) da , ne kadar zor bir masalmış... Biz bu masalı ( ! ), bin senedir dinliyoruz fakat hala anlayamıyoruz... Nasıl anlayalım ki, masallar anlaşılmak için değildir... Tatlı tatlı hayaller içinde çocukları uyutmak içindir... Bir zamanlar hikmet ve irfan ehlinin anlattığı hakikatler masal olmuş... Cehalet karanlığında uydurulan efsaneler de hakikat zannediliyor... Demek ki Sevgili (.....)uğum, uyumak ve uyutmak için değil, anlamak ve anlatmak için, daha çoook masal ( ! ) okumamız ve okutmamız lazım...

Çok sevgil ve çok değerli öğrencim (......), Biz size ve sizin gibi değerli diğer öğrencilerimize aslında hiç bir şey öğretmedik... Zaten, istesek de öğretemezdik... Bakma sen adımızın öğretmen olduğuna... Sizler, gerçek öğretici ve terbiye edici, Alemlerin rabbi tarafından yazılmış güzel bir mektup iken, Biz sizi sadece okumaya çalıştık...O, günlerde meslekte yeni ve tecrübesiz olduğumuz için sizi tam okuyamadık ve tam anlayamadık... Elli yıllık hayat tecrübem ve otuz yıllık meslek tecrübem ile aynı mektubu tekrar okuduğumda, şimdi sizi daha iyi anlıyorum...

Her parmağında enaz on marifet bulunan sanatkar (......), Sizin gibi inançlı sanatkarlar Allah'ın, sonsuz güzellikler yaratan, gerçek sanatkarlığına ve bu güzel sıfatlarına ayinedarlık yaptığınız için, çok mutluluk duymalısınız...Çünkü, bu ilahi güzellikleri, görmeyen gözlere gösterir, İşitmeyen kulaklara işittirir ve karanlık gönülleri aydınlatmaya çalışırsınız... Unutma !.. Bu ilahi aynayı ne kadar fazla parlatırsan, o kadar güzel yansıtırsın... Ne mutlu sana ki hem aydınlatır hem aydınlanırsın...

Sevgili (......), daha yazacak çok şey var fakat...Gardiyan, ''ziyaret zamanı bitti'' diyor... Bir sonraki ziyaret saatinde görüşmek dileğiyle şimdilik hoşça kal...

Bu mektubu, size ve sizin şahsınızda tüm sevdiklerinize ve bize ulaşmak isteyipte ulaşamayan sevgili öğrencilerime armağan ediyorum...Sizi ve bizi bilen tüm sevdiklerinle paylaşabilirsin... Unutma !.. Mutluluklar paylaştıkça çoğalır...Sıkıntılar paylaştıkça azalır...

Hepinizi Yunus' ça selamlıyorum ;

Biz bu ellerden gider olduk,

Kalanlara selam olsun...

Bilmeyen ne bilsin bizi,

Bilenlere selam olsun...

Allah'ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize devamlı ve ziyade olsun... Sevgili Öğrencilerim...

Yorum Yaz