Free Hit Counter

PAYAS METEM ( KİMYACININ YUVASI )

SEVGİLİ ÖĞRENCİLER DEĞERLİ ARKADAŞLAR BLOĞUMA HOŞ GELDİNİZ

Şubat 4, 2008 - DİKKAT!.. BİTKİ ÇAYLARI ZEHİRLİYOR...

Kategori: Haberlerim

DİKKAT!.. BİTKİ ÇAYLARI ZEHİRLİYOR...

 

 

Sadece zayıflama amaçlı -kontrolsüz- içilen bitki çayları zehirliyor...

 

Zayıflamak için tüketilen bitki çayları bilinçli kullanılmazsa, başta karaciğer tahribatı olmak üzere birçok rahatsızlığa yol açıyor.

Kontrolsüz olarak uzun süre kullanılan bu çaylar karaciğeri yıpratarak, enzimlerinin yükselmesine sebep oluyor.

Bitki çayları, zehir etkisi gösterebileceği gibi kronik rahatsızlığı olan veya sürekli ilaç kullanan kişilerde tedaviyi olumsuz yönde etkiliyor. Diyetisyen Emel Unutmaz, kullanılan bitki çayının kişiye uygun olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, doktora başvurulmasını öneriyor.

Günümüzde kilo vermek için her yolu deneyen insanlar için bitki çayları önemli bir alternatif. Fakat uzmanlar, zayıflamak uğruna bilinçsizce tüketilen bitki çaylarının pek çok zarara yol açtığına dikkat çekiyor. Bu tür çayların vücuttaki ödemi çözdüğünü, bağırsakları çalıştırıp, hazımsızlığa iyi gelebildiğini anlatan Medical Park Bahçelievler Hastanesi Diyetisyeni Emel Unutmaz,

"Sağlıklı bir bireyseniz, herhangi bir ilaç kullanmıyor, gebe veya emzikli değilseniz haftada 1 kez herhangi bir bitki çayını içiyorsanız problem yok. Fakat miktarında ve çeşidinde denge kurulamadığı zaman bitki çayları faydadan çok zarar verebilir." diyor.

Bundan dolayı her gün düzenli bitki çayı içen bir kişinin doğru bir karar vermesi gerekiyor. Sık kullanılan bitki çayları zehir etkisi gösterebileceği gibi kronik rahatsızlığı olan veya sürekli ilaç kullanan kişilerin tedavilerini olumsuz yönde etkileyeceğini aktaran Unutmaz,

"Bundan korunmanın en iyi yolu, doktorunuza kullandığınız tüm ilaçları ve bitki çaylarını hatırlatarak, uygun olup olmadığını danışmanız olacaktır." diye konuşuyor. İlk 6 ay anne sütü alan bebeğe gaz sıkıntısı olsa dahi herhangi bir bitki çayı verilmemesi gerektiğini vurgulayan Unutmaz, şöyle devam ediyor:

"6 aydan sonra da rezene veya papatya çayı yine doktoru ile görüşüldükten sonra tüketilmeli"

 

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

Hazirane 10, 2007 - BESLENME VE KANSER

Kategori: Haberlerim

BESLENME VE KANSER

 

Kanser anormal hücrelerin kontrolsüz bölünmesi ve çoğalması ile oluşan hastalıktır. Kanser, başlangıç yerinden vücudun diğer bölümlerine yayılabilir ve uygun şekilde tedavi edilmezse ölümcül olabilir .

 

Kanserin genel sebepleri:

  Dengesiz beslenme                           % 35

  Sigara                                                  % 30

  Enfeksiyon hastalıkları                        % 10

  Mesleki nedenler                                 % 4

  Alkol                                                      % 3

  Çalışma yerinin tozlu ve pis oluşu      % 2

  Gıdalara konan katkı maddeleri         % 1

 

Görüldüğü gibi dengesiz beslenme kansere yol açan başlıca etkenlerden biridir.

 

Yaşamımızın her alanında olduğu gibi beslenme alışkanlıklarımızda da doğaya dönüş söz  konusudur. Tıp bir yandan hastalıkların tedavisinde yeni olanaklar araştırırken, öte yandan da sağlıklı bir yaşam sürdürme, hastalıkları önleme yolunda yoğun çalışmalar yapmaktadır. Bu alanda en yoğun çalışmalar beslenme üzerinde sürmektedir.Sağlıklı bir yaşam için bilim adamları gökkuşağındaki bütün renkleri içeren gıdaları yememizi öneriyor. Tıp dünyasının da yeşil ışık yaktığı kanserde alternatif tedavide kullanılan yöntemlerden biri olan bitkiler ve diğer faydaları aşağıda listelenmiştir.

 

SARIMSAK: Antibiyotik özelliğinden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirir ve kanın   akışkanlığını sağlayarak kolesterolü düşürür .Kanser, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi de vardır.

 

DOMATES:Kanserden koruyucu , zihinsel ve bedensel yaşlanmayı yavaşlatıcı özelliğe sahiptir. C vitamini açısından da zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.

Fotokimyasallar bakımından oldukça zengindir. Likopin diye isimlendirilen bir antioksidan sadece domateste var. Asitli bir sebze olması nedeni ile pişme sırasında

C vitaminini korumasına yardım eder. Domates olgunlaştıkça besin değeri artar. 

ISPANAK: Kansere, kalp hastalıklarına, yüksek tansiyona karşı çok etkili bir sebzedir.

 

LAHANA: Meme ve rahim kanserine etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesini içerir. Kandaki şeker miktarını düşürür.

 

BROKOLİ: Kansere karşı koruyucu vitamin dolu bir sebzedir.Göğüs, kolon, ve mide kanserini önler. Betakaroten ve C vitamini ihtiva eder.Vitamin ve demir eksikliğini giderir. İçerdiği kalsiyum nedeniyle kemik erimesini önler.

 

KAYISI: Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etki sağlar. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.

 

TAHILLAR: Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılım sürelerini hızlandırırlar.

 

FASULYE: C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir.

 

HAVUÇ: Havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığı ortaya konmuştur.Bunun temel nedeni betakaroten , C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.

 

NOHUT: Yağ düzeyi düşük ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, betakaroten, ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur.

 

 

İNCİR: Potasyum, demir ve kalsiyum içerir. Sindirim sistemine yardımcı olur ve modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak önerilmektedir.

 

 

FINDIK: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından zengin bir besindir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.

İçerdiği yağlar doymuştur. Yani sağlığa zararlı değildir. Kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterol seviyesini artırarak kalp hastalığını önler.Ceviz gibi türleri ellagic adı verilen bir tür asit içerir.Bu asit kanserli hücrelerin kendilerini öldürmeleri anlamına gelen apoptosis sürecini başlatır.Kanserin ve kalp hastalıklarının önlenmesinde önemli yer tutan E vitamininden de yüksek miktarda içerir.Her gün bir avuç yenmesi çok faydalıdır

 

ZEYTİNYAĞI: Kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.  

 

SOĞAN: Bağışıklık sistemini güçlendirirİçerdiği allicin ve sülfür ile mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etki sağlar.

 

ŞEFTALİ: Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir.Bir şeftali günlük C vitamini ihtiyacının %50 sini karşılar.

 

PİRİNÇ: E ve B vitaminleri açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu, kolesterolü düşürücü ve kalp krizi riskini azaltıcı etkisi vardır. 

Kansere yol açan gıda ve katkı maddeleri:

a. Katkı maddeleri: Bazı katkı maddeleri kansere zemin hazırlar. Bu nedenle, güvenilmeyen katı yağlar, meyve suları, çikolatalar yenmemelidir.

b. Tatlandırıcılar(sakkarin): Sakkarin, böbreklere zarar verdiği gibi, mesane kanserine de neden olmaktadır.

c. Küfler: Gıdalar üzerinde üreyen küfler “aflatoksin”denilen kanser yapıcı maddeyi meydana getirir.

d. Kahve: Kahve içenlerde içmeyenlere göre 2-3 misli fazla mesane ve pankreas kanseri ortaya çıkmaktadır. 

e. Alkol: Alkolün neden olduğu kanserler ağız boşluğu kanseri, larenks, özefagus ve karaciğer kanserleridir.

f. Yiyecekler ve hazırlanış şekilleri: Fazla et yiyenlerde kalınbağırsak kanseri sık görülür. Proteinli gıdalar, 100 C üzerinde pişirildiklerinde kanser yapan maddeler oluşur.Aşırı ısıtılan yağlarda kızartılan yiyecekler kanser yapıcı olurlar. Kullanılan kızartma yağları tekrar tekrar kullanılmamalıdır.

 

g. Aşırı ilaç kullanımı 

Amerikan kanser cemiyetinin beslenme önerileri:

Bitkisel kaynaklı yiyeceklere ağırlık verilmesi 

  • Hergün 5 porsiyon veya daha fazla sebze ve meyve tüketilmesi

·         Ekmek, diğer tahıllar, makarna, pirinç, baklagiller gibi bitkisel kaynaklı yiyeceklerin günlük alınması

 

Özellikle hayvansal kaynaklı yağlı yiyeceklerden sakınma

·         Az  yağlı yiyeceklerin seçilmesi

 

 

 

·         Et tüketiminin, özellikle yağlı et tüketiminin azaltılması

 

 

·         Fiziksel olarak aktif olmak.Sağlıklı kiloya ulaşmak ve korumak

 

 

 

·         Haftanın çoğu günü günde en az 30 dakika orta derecede aktif olmak

 

 

 

·          İdeal kiloda kalınması

 

 

 

·         Alkol kullanılıyorsa, alkol tüketiminin azaltılması

 

 

18 YorumYorum yaz!Bağlantı

Hazirane 1, 2007 - DENGELİ BESLENME KURALLARI

Kategori: Haberlerim

DENGELİ BESLENME KURALLARI

Hayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkânsız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, "Ben gerçekten aç mıyım" eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.

Yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz. Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cubur dan da uzak duruyorlar.

Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.

Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... Sürelerle devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin..

Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.

Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı deneyebiliriz.

Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... Sürelerle devam eder.

Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha lezzetli olamaz.

Artık biliyorum ki, doğru seçimler yaparsam, zayıflayabilirim. Her an şu soruyu soruyorum: "Buna ihtiyacım var mı, gerçekten onu yemeyi istiyor muyum?

Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin.

Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsunuz, ne yiyeceğinizi de planlayın

Eğer bir açık büfe ile yüz yüze iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz.

Her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.

Bol sebze, Az yağ, Bardak bardak su... .

Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve bu sırada düşünün, "Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum." Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.

Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.

Her yemekten sonra dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelliyor.

Yediklerimiz Nasıl Harcanır?

 

3 dilim ekmek

79 dakika yürüyüş veya 45 dakika ev temizliği

Kaşarlı tost   

18 dakika jimnastik veya 11 dakika ip atlama

100 gr. pastırma  

125 dakika kayak veya 36 dakika ev temizliği

1 kase mercimek çorbası

44 dakika yürüyüş veya 12 dakika ip atlama

1 tabak patlıcan musakka

28 dakika jimnastik veya 36 dakika ev temizliği

1 cheesburger   

65 dakika jimnastik 39 dakika ip atlama

1 tabak zeytinyağlı barbunya

160 dakika kayak veya 80 dakika yürüyüş

1 adet muz 

25 dakika yürüyüş veya 50 dakika kayak

1 dilim üzümlü kek 

17 dakika jimnastik veya 22 dakika ev temizliği

 

 

 

 

Günlük Kalori Hesabı

 

Herkesin günlük belirli bir kaloriye ihtiyacı vardır. Bu konuda aşağıdaki tablodan faydalanabilirsiniz. Yaptığınız aktiviteye göre, vücut ağırlığınızı belirtilen sayıyla çarpın, çıkan sayı almanız gereken kaloriyi gösterecektir.

AKTİVİTE

ERKEKLER İÇİN

  KADINLAR iÇİN

Hafif

Orta

Yoğun

Ağırlık x 37

Ağırlık x 42

Ağırlık x 51

Ağırlık x 35

Ağırlık x 37

Ağırlık x 44

 

37 YorumYorum yaz!Bağlantı

Mart 8, 2007 - 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Kategori: Haberlerim

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

 

8 Mart tüm dünyada Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Dünyada en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu kadın, erkeklere oranla %25–50 düşük ücretle çalışan kadınlar iken, dünya üzerinde her 5 kadından birisinin işkenceye maruz kaldığı bir evrende kadınlar gününü kutluyoruz!

Dünyada durum böyleyken, kendi ülkemizde, Türkiye’mizde kadınların çoğu hala görücü usulüyle evleniyor, 100 kadından 22’si yüksek öğrenim görüyor.

Berdel, başlık parası, töre ve namus cinayetleri, dayak, baskı ve gelenekler kadını hedef almaya devam ediyor.

Kısaca 21. yüzyılda Türkiye’de hala kadının adı yok...

Sevgililer Günü, Anneler Günü gibi özel günler tüketim çılgınlığı boyutlarına erişmişken, Kadınlar Günü sadece belirlenmiş bir tarih olarak takvimlerde yerini alıyor.

Geçtiğimiz haftalarda tecavüz sonucu anne olmuş, Gül dünya Tören’in töre cinayetine kurban gitmesi bir kadın, bir anne olarak çok içimi sızlattı. Türkiye’nin gerçeği bu işte. Kendi isteği dışında hamile kalmış bir kadının katledilmesi. Suçlunun değil, kurbanın cezalandırılması.

Bu özel günde daha duyarlı olup, tüketim toplumunun kumlara gömdüğü başımızı dışarı çıkarıp daha fazla gerçeklere bakalım.

Olay sadece Türk Medeni Kanunu’nda yapılan bir takım değişikliklerle düzelmiyor. Değiştiremediğimiz gerçekler var maalesef.

8 Mart 1857’de New York’ta tekstil sektöründe çok ağır şartlar altında çalışan kadınların ayaklanmasıyla başlayan, 1977’de de resmiyet kazanan Dünya Kadınlar Günü, ülkemizde nasıl bir ehemmiyet ile karşılanıyor, kangren olmuş sorunlara nasıl yaklaşılıyor görüyoruz.

Türkiye’de kadınların TBMM’de temsil oranının 1930’lara kıyasla çok daha düşük olduğunu, erkeklerin iş dünyasında yönetici, kadınların ise çoğunlukla yardımcı konumlarda yer aldığını, 8 milyon kadının okuma yazma dahi bilmediğini düşünürsek, öncelikle eğitime önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu sağlıklı kuşakların yetişmesi için de önemli, kadının toplumda hak ettiği konumu bulmasında da.

Kadınlar Günü, şu an Türkiye’de kutlanacak boyutta değil kanımca, ancak belli konulara eğil inebilir, görmezden geldiklerimizi görebilir, çok sesli olup çözüm üretebiliriz hep birlikte.

Kadının hak ettiği yerde olduğu, eşit olduğu, bilinç düzeyi yükselmiş bir toplumda yetiştiririz umarım evlatlarımızı.

Nazım Hikmet’in çok sevdiğim bir şiirini Kadınlar Günü’müzde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Esenlikle kalın.

KADIN
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
Yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
Harman yerinde dokuz zilli
Köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım.
Yavrum, anam, karım, kız kardeşim
Hayat arkadaşımdır.

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

Şubat 17, 2007 - Mumyalanmayan Ceset 1400 Yıl Sağlam Kaldı

Kategori: Haberlerim

Mumyalanmayan Ceset 1400 Yıl Sağlam Kaldı.

Karaman'da müzede sergilenen 6. yüzyıldan kaldığı sanılan bütün haldeki genç kız cesedi, hiçbir kimyasal koruma yapılmamasına rağmen 14 asır sağlam kalması nedeniyle görenleri şaşırtıyor.

Karaman Müzesi Müdürü Arkeolog Cengiz Topal, 1980'li yıllarda, Taş kale Beldesi yakınlarındaki eski yerleşim merkezi Manazan Mağaraları'nda çevre düzenlemesi yapılırken mezar odalarında çok az bozulmuş bütün halde bir ceset bulunduğunu söyledi.

Yapılan incelemede 6. yüzyıldan kaldığı sanılan cesedin 17 yaşlarında bir genç kıza ait olduğunun saptandığını belirten Topal, kafatasındaki parçalanma dışında hemen hemen sağlam kalan cesedin mumyalanma işlemine tabi tutulmadan bugüne geldiğinin anlaşıldığını ifade etti.

Cesedin bulunduğu Manazan Mağaraları'nın Bizans döneminde killi kireç taşı içine oyularak oluşturulan beş katlı toplu meskenler olduğunu anlatan Topal, ''Her katın ortasında büyük galeriler ve bu galerilere açılan odalar bulunmaktadır. Katlardan çıkış, karşılıklı el ve ayak tutunma yerleri olan, dik oyma bacalarla sağlanmıştır'' dedi.

Alttaki katta birçok mezar odası ve son katta da yine birçok ceset parçası bulunduğunu anlatan Topal, şunları kaydetti:

''Buradaki kireç taşı, sabit ısıyı muhafaza ettiğinden ve havada da nem olmadığından, organik maddeler uzun süre bozulmadan kalabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada birçok müzede sergilenen cesetlerin çoğu kimyasal işlemlere tabi tutularak mumyalandığı için bugünlere bozulmadan gelebilmiştir. Fakat bu ceset, üzerinde hiçbir kimyasal uygulama yapılmadan ve mumyalanmadan bugüne gelmiştir. Birçok müzede sergilenen mumyalar bile bu ceset kadar sağlam değildir. Üzerindeki elbiseler, saçların açıkça görülebildiği ceset, bizi o dönemde yörede yaşayan insanlar hakkında da aydınlatmaktadır.''

Cesedin, müzede hava almayan bir cam bölmede korunduğu anlatan Topal, müzeyi gezmeye gelenler tarafından büyük ilgi gören cesedin mumyalanmadan 1400 yıl sağlam kalabilmesinin görenleri şaşırttığını sözlerine ekledi.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

Şubat 15, 2007 - EĞİTİMDE NOT SİSTEMİ DEĞİŞİYOR :

Kategori: Haberlerim

 

EĞİTİMDE NOT SİSTEMİ DEĞİŞİYOR :

 

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, yaptıkları düzenlemeyi, “liselerde sessiz devrim” diye niteledi.

Prof. Dr. Erdoğan, not sistemindeki değişikliği, bunun niçin gerçekleştirildiğini, yapılan düzenlemelerin ne anlama geldiğini, öğrencileri nasıl etkileyeceğini örnekler vererek şöyle açıkladı:

 

SINIF GEÇME NOTU VE MEZUNİYET PUANI

 

"Yeni not notlandırma sistemi (100’lük sistem) ile öğrencilerin sınıf geçmelerine esas olan mevzuat devam ediyor. Şöyle ki, öğrencinin herhangi bir dersteki 1. ve 2. dönemlere ait notu, o dönemlere ait yazılı, sözlü ve uygulamalı sınavlarla ve eğer varsa ödev ve projelerden aldığı puanların aritmetik ortalamasının alınmasıyla hesaplanıyordu. Bu yöntem devam edecek.

Bir örnekle açıklayacak olursak, matematik dersinde 1. dönem alınan puanların aritmetik ortalaması 25 olan öğrencinin matematik dersine ait 1. dönem notu “1”dir. Bu öğrencinin 2. dönemde matematikten alacağı puanların aritmetik ortalaması eğer 45 ise bu öğrencinin matematik dersi için 2. dönem notu da “2” olarak geçecek.

Öğrencinin yıl sonu notu ise eskiden olduğu gibi her iki dönemin notlarının toplamının ikiye bölünmesiyle elde edilen 1.5’in 2’ye tamamlanması ile elde edilen 2 olacak.

 

MEZUNİYET PUANI

 

100’lük not sistemi ile gelen en önemli yenilik, mezuniyet notu yerine mezuniyet puanının esas alınacak olması. Böylece öğrencinin derslerinden aldığı 1. ve 2. dönem puanlarının aritmetik ortalaması ile yıl sonu puanı ve ağırlık puanı bulunacak, buradan 3 yıllık liselerde 9., 10. ve 11. sınıflara ait, 4 yıllık liselerde ise 9., 10., 11. ve 12. sınıflara ait yıl sonu başarı puanlarının aritmetik ortalamasından mezuniyet puanı hesaplanacak. Başka bir ifadeyle, diploma puanının tespitinde puanlar nota çevrilmeden, puan olarak değerlendirilecektir.

 

DAHA YÜKSEK PUAN HEDEFLENECEK

 

100’lük puan sistemine geçişle birlikte okul birincilerinin tespiti daha doğru ve kolay bir şekilde yapılabilecek.

100’lük sistemde alınan her puan anlamlı olacağı için öğrenciler, 5’lik sistemdeki gibi aldıkları puanla yetinmeleri bir tarafa, sürekli daha yüksek puanları almaya çalışacaklar.  Çünkü 100’lük sistemin gereği olarak sınıf geçmek bir tarafa, alınan her not anlamlı hale gelecek.

 

SAYISAL ARALIKLAR

 

5’lik not sisteminde, 85–100=5, 55–69=3, 45–54=2 gibi sayısal aralıklardan yola çıkılarak varılan sonuçlar öğrenci başarısını belirleyemiyordu. Aynı zamanda bu sistemdeki en küçük not artışı ya da azalışı da toplamda çok büyük farklılıklara neden olmaktaydı. Örneğin, 69 alan öğrencinin notu 3; 70 alan öğrencininki ise 4 olarak karneye geçiyordu. Aslında gösterilen performanslar arasındaki farkın çok az olmasına rağmen öğrencilerin 5’lik sisteme dönüştürülerek elde edilen notları arasındaki fark ise oldukça fazla. 

 

ÖĞRETMENİN TAKDİR HAKKINA SON

 

Sınıf geçme yönetmeliğinde yapılan değişikliklerden biri de dersin dönem sonu notu tespit edilirken öğretmenin aritmetik ortalamanın bir not fazlasını verebilme takdir hakkının ortadan kaldırılmasıdır.

Böylece, öğretmeni rahatlatarak takdir hakkının kullanımından dolayı yıpranmasının önlenmesi, öğrencilerin ve velilerin öğretmenin takdir hakkını kullanırken gerçekçi davranıp davranmadığı hususunda oluşabilecek kuşkularının giderilmesi ve sübjektif olması da mümkün olabilecek bir uygulama kaldırılmış oldu.

 

ÇARPICI FARK

 

Yüzlük not sistemi, 5’lik not sistemine göre yükseköğretime geçiş için kullanılan Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOÖBP) hesaplanmasında da çok çarpıcı farklılıklar ortaya koyuyor. 5’lik not sistemine ve 100’lük puan sistemine göre AOÖBP’larına yansıyan farkı şu şekilde örnekleyebiliriz:

 

ÖSS’DE 5 PUAN ETKİLİYOR
 
Bir okulda iki öğrencinin 5’lik sistemdeki diploma notlarını 5,00 olarak varsayalım. Her iki öğrencinin AOÖBP’si 80,000’dır. Ancak 100’lük sistemde birinci öğrencinin diploma puanı 100, ikinci öğrencininki ise 85 olduğunu varsayarsak birinci öğrencinin AOÖBP’si 80,000; ikinci öğrencininki ise 76,591 olarak hesaplanmaktadır. Aynı şekilde 5’lik sistemde diploma notları 2,00 olan iki öğrencinin AOBP’leri 51,087 oluyordu. 100’lük sistemde ise birinci öğrencinin diploma puanı 54,99, ikinci öğrencinin 45,00 ise AOBP’leri birinci öğrenci için 56, 694, ikinci öğrenci için ise 51, 087 olarak hesaplanmaktadır. Görüldüğü gibi fark 4-5 puana kadar çıkıyor.

 

İKİ KULVAR VAR

 

Değişiklikleri özetleyecek olursak, önümüzde iki kulvar var. Bunlardan birisi yılsonu başarısının tespiti, diğeri ise diploma puanı ve okul birincilerinin tespitidir. Öğrencinin yılsonu başarısının belirlenmesinde eski yöntem aynen korunuyor. Örneğin eskiden öğrenci bir dersten notu 24,50 – 24,99 olduğunda 25 olarak değerlendiriliyordu ve not olarak 1 veriliyordu. Bu hesaplamada bir değişiklik olmadı. Bu öğrencinin dönem notu yine 1’dir. Ancak dönem puanında bir değişiklik yapılmaz. Öğrencinin dönem puanı 24,50 ise yine 24,50; 24,99 ise yine 24,99 olarak kalacak.

 

MAĞDUR EDİLMEYECEK

 

Esas önemli değişiklik, diploma puanı ve okul birincilerinin belirlenmesi konusunda oldu. Burada belirsizlik olduğu düşünülen konu şu anda lise 3. sınıfta okuyan öğrencilerin son iki senede 5’ lik sisteme göre hesaplanmış yılsonu notlarının 100’lük sisteme nasıl dönüştürüleceği. Hazırlanan yönetmeliğe geçici bir madde eklendi. Bu madde yapılacak olan bu dönüştürme işleminin nasıl olacağını açıklıyor.

 

ESKİ MEZUNLAR

 

ÖSYM daha önceki yıllarda 5’lik sistemdeki notları 10’luk sisteme çevirirken bir formül kullanmıştı. Biz de 5’lik sistemdeki notları 100’lük sisteme dönüştürürken bu formülü kullanacağız. Böylece öğrencilerin geçen yıllarda alınan notları ve hakları aynen korunacak. Herkes yerini aynen muhafaza edecek, kimse kimsenin önüne geçemeyecek. Çünkü aynı formül herkes için kullanılacağından herkesin sırası aynı kalacak. Eski mezunlarının notlarının nasıl dönüştürüleceği ile de ÖSYM ilgilenecek ve hiç kimsenin mağdur edilmeyeceği bir hesaplama ile bu dönüşümü gerçekleştirecek..
 
İLKÖĞRETİMDE DE GEÇİLECEK

 

100’lük not sisteminin önümüzdeki yıllarda ilköğretim okullarında da uygulanmaya konması düşünebilir. Böylece, 'Ortaöğretim Kurumlar Sınavı (OKS) kaldıralım,  ama yerine ne koyacağız' sorusunun cevabı da bir ölçüde bulunmuş olacak. 100’lük sisteme göre on binlerce öğrencinin aynı not ortalamasına sahip olması sorunu ortadan kalkmış olacak. Belki aynı okulda aynı ortalamaya sahip iki öğrenci bile olmayacak. Böylece liselere geçişte, OKS sınavının yerini okul başarı puanına göre yapılan bir yerleştirme alabilecektir.

 

ADALETİ SAĞLAYACAK

 

100’lük puan sistemini, eğitim ve öğretimimizin geliştirilmesi için son derece işlevsel bir değişim örneği olarak görmek gerekir. Bu değişimin, öğrencileri mağdur etmeden, sistemin akışını tıkamadan daha başarılı olma yolunda çocuklarımızı teşvik eden, öğretmenlerimizi rahatlatan, üniversiteye girişte gerçek anlamda adaleti sağlayan bir devrim olduğunu söylemek abartı olmaz. Eğitimde uzun zamandır böyle yalın, sessiz, herkesin benimsediği bir devrim ilk kez gerçekleşiyor. Bu yönüyle de 100’lük puan sisteminin, eğitimde gerçekleştirilmeye çalışılan çoğu kez de nesnel sonuçlar getirmeyen ve bir karmaşa yaratan değişim projeleri için de örnek teşkil edeceği söylenebilir."

Talim ve terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdoğan, yeni sisteme ilişkin milli eğitim müdürlüklerine ayrıntılı bir genelge gönderdiklerini de sözlerine ekledi.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

Şubat 15, 2007 - ERZİNİMİZE MESLEK YÜKSEK OKUL MÜJDESİ

Kategori: Haberlerim

ERZİNİMİZE MESLEK YÜKSEK OKUL MÜJDESİ :

 

İlimizde bulunan Mustafa Kemal Üniversitesi, Rektörü Sayın Prof.Dr. Şerefettin CANDA ile Belediye Başkanımız Sayın Mehmet GÜVEN’in yaptığı birebir görüşmeler neticesinde İlçemize Mustafa Kemal Üniversitesi’ne bağlı ilk etapta Meslek Yüksek Okulu, daha sonra Fakülte açılması mutabakatına varılmıştır.

İlçemize Meslek Yüksek Okulu açılması konusunu; Belediye Başkanımız Sayın Mehmet GÜVEN 4 Ocak 2006 tarihinde yapılan olağan meclis toplantısında dile getirdi.

Meclisimiz, Belediyemizin İstiklal Mahallesi, Şükrüpaşa Caddesi üzerinde bulunan Belediye İş hanının 1. katının bakım onarımı yapılıp, Üniversiteye ait yeni bir yer yapılıncaya kadar anılan yerin Mustafa Kemal Üniversitesi’ne ücretsiz olarak kiralanmasına oy birliği ile karar verdi.

Karar sonrası Mustafa Kemal Üniversitesi ile konunun biran önce hayata geçirilmesi için gerekli yazışmalara süratle  başlandı.

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

( PAYAS METEM KİMYACI )

Son Yazılar

DİKKAT!.. BİTKİ ÇAYLARI ZEHİRLİYOR...
ALTIN BİLEZİK
BAŞARMAYI BAŞARMAK
BESLENME VE KANSER
DENGELİ BESLENME KURALLARI
RESMİ TATİL VE BAYRAMLARDA EK DERSLER KESİLMEYECEK
4,5 MİLYON ÖĞRENCİ OKULA GİTMİYOR
600 BİN ÖĞRETMENE BİLİŞİM EĞİTİMİ
LİSELERE DE SEVİYE SINAVI GELİYOR
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
<



DİLİNİZDEN UTANMAYIN

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
İKİNCİ BLOGUMUZ TIKLAYIN
KİMYASANAL NET
KİMYA DERSİ
KİMYA EVİ
ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ
İSTİKLAL MARŞI
ULU ÖNDER ATATÜRK
HATAY MEB
PAYAS METEM
DÖRTYOL MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ
T.C. KİMLİK NO SORGULAMA
DEVLETİM
EMEKLİ SANDIĞI
KİMYACI
KANALTÜRK
HÜRRİYET GAZETESİ
MİLLİYET GAZETESİ
SABAH GAZETESİ
ÖĞRETMEN SİTESİ TÜRKÇECİ
ÖĞRETMENLER ODASI
ÖĞRETMEN PORTALI MEB
EĞİTİMSİTEM
EĞİTİM100
HATAY HABER
KENT HABER HATAY
KENT HABER ERZİN
GÜZEL MEMLEKETİM ERZİNİMİN SİTESİ
MEMURLAR NET
İLKOKUMA
PEKİYİ.COM
ŞİİR SİTESİ (İNDİR-DİNLE)
DERS DİNLE SKOOOL
KİMYAGERİZ
KİTAP YURDU
ÖĞRETMENLERİN SİTESİ
REHBERLİK PORTALI
SINIF ÖĞRETMENİ
EĞİTİMCİLER
PDR SERVİSİ
EĞİTİM EVİ
OKUL BAHÇESİ
ÖĞRETMENLER SİTESİ
İNGİLİZCE ÖĞREN
SINAV SONUÇLARI
ÖĞRETMEN TV
DERSİMİZ.COM
ÖDEV SİTESİ
GLOBAL VİZYON
İNTERAKTİF OKUL
LGS
AKTÜEL EĞİTİM
AÇIK OKUL
FEN OKULU
ÖĞRETMENİN PUSULASI
ÖĞRETMENLER PORTALI
TALİM TERBİYE KURULU BAŞKANLIĞI
HAZIR YILLIK PLANLAR
RESMİ GAZETE
EĞİTİM SİTESİ
EĞİTEK
GÜNCEL EĞİTİM
ÖĞRETMENİN GÜNLÜĞÜ
EĞİTİMCİYİZ
TERBİYE NET
GAZETE OKU
COĞRAFYA SAATİ
EDEBİYAT EVİ
EĞİTİM YENİ ADRESİ
CANIM ÖĞRETMENİM
MEMOCAL
ÖĞRETMEN DOSTU
MEB
TÜRKİYENİN KİMYA KÜTÜPHANESİ
KARNEM.NET

Flash Toys

Kategoriler

ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ

şiir pınarı karakurum vatanseverpatriot payas gerçek yaşamdan ibrahimyalcin1982 ibrahimyalcin1982 vakanuvis Image Hosted by ImageShack.us aysberg cankuşum edebiyat

Arkadaşlarım


Profile Cursors

Backgrounds FreeGlitters.Com